ÂLEMDEN BİR YILDIZ DAHA ÇEKİLDİ.

T.C. KÜLTÜR BAKANLIĞI BAKAN YARDIMCISI HALÛK DURSUN HOCA; MÜESSİF BİR TRAFİK KAZASI İLE RAHMET-İ RAHMAN’A KAVUŞMUŞ, FÂNÎ ÂLEMDEN BÂKÎ ÂLEME GÖÇ EYLEMİŞTİR.

DEVLETİMİZİN VE AZİZ MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN!

 

O; gerçek bir “gönül” insanı, gönül “dostu” idi. O; gerçek bir “ilim” adamıydı. O; “irfan” sahibi, numûne-i imtisal, bir “devlet” erbabı idi. “Zevk-i selîm; Akl-ı selîm ve Kâlb-i selîm” ifadeleri dile getirildiğinde, önce onun ismi hatırlanırdı.

Boğaziçi; mor sümbülleri, erguvanları, akasya ağaçları, servileri, sarmaşıkları, mehtapları, şiirleri, besteleri, şarkıları, kasideleri, iki yanına serpilmiş ve içinden nice hayatlar, nice tarihler geçen sarayları, eli böğründeli köşkleri, yalıları, bülbül sesleri ile şenlenen cihannümaları, Arnavut kaldırımlı dar sokakları, zamanın solduramadığı tablo gibi iskeleleri, asırlık çınarları; sokak sokak, bahçe bahçe, tepe tepe, geçmişten kopup gelen ve mümtaz şahsiyetleriyle, edipleriyle, müverrihleriyle, muharrirleriyle, sanat, ilim ve edep ehli zarif, kibar insanlarıyla bize maziyi yaşatan ve anlatan Üsküdarı, Sarıyeri, Çengelköyü, Aşiyanı, Emirganı ve diğer semtleri ile Boğaziçi; onun ikinci vatanı, ikinci evi gibiydi.

“İstanbul’da Yaşama Sanatı” denildiğinde onun adını söyleyememek, herhalde mümkün değildi.

Dile kolay; tam 25 yıl, kesintisiz, hiç aksatmadan ve ara vermeden, büyük bir aşk ve şevkle, muntazam bir şekilde; Türkiye’de belki de hiç olmayan bir şeyi yapmış; TÜRK GENÇLİK VAKFI ve KALEM VAKFI OKULLARI ile birlikte, İstanbul sevdalısı insanlara, ülkemizin önde gelen seçkin şahsiyetlerine, devlet adamlarına, her iki vakfın gönül dostlarına, okullarımızın öğrencilerine, velilerine, öğretmenlerine, üniversite gençliğine, akademisyenlerine, bilim insanlarına, bıkmadan, usanmadan İstanbul’u; onun ifadesiyle “Istanbul’u; Kadıköyünü, Fenerbahçesini, Topkapısını, Sarayburnunu” ve tabii ki vefakâr bir “Liseli” olarak Galatasarayını,  ilkokul çocukluğunu ve ilk gençliğini yaşadığı “lisesi”ni, geleneksel tekne gezileriyle, Boğaziçi Kültür Gezi Konferanslarıyla biteviye anlatmış; Boğaziçini, İstanbulu âdeta taş taş, bina bina, isim isim ve Türk tarihinin, Türk kültürünün, Türk edebiyatının, şiirinin, san’atının imbiğinden süzüp damıtarak kâlplere, gönüllere zihinlere nakşetmiş; bir yerde, 25 yıl önce dünyaya gözünü açan çocuklardan, anne ve babaları da dahil olmak üzere, yepyeni bir Boğaziçi ve Istanbul nesli yetiştirmişti.

Ve bundan 2 yıl önce de, 7 Mayıs 2017 Pazar günü yapılan son Boğaziçi Tarih ve Kültür Gezi Konferansı ile, 25. yılında tekne gezilerini, KALEM VAKFI ve TÜRK GENÇLİK VAKFI Başkanı Osman SEZGİN Hoca’nın kendisine, bütün katılımcıların coşkulu alkışları eşliğinde takdim ettiği ŞÜKRAN PLAKETİ ile, noktalamıştı. Lâkin Istanbul onun için öyle bir tutku ve sevda idi ki, bundan sonra ancak, bir musiki heyeti, sâzende ve hanendelerle birlikte, Boğaziçi ve Istanbul için bestelenmiş şarkıların meşk edileceği bir MEHTAP gezisinde, bir kez bizlere beraber olmayı da vaat etmişti. Belki de gelecek yaz döneminde, bu geziyi planlamaya çalışacaktık.  

Onu anlatabilmemiz, kelimelerle ifade edebilmemiz, cümlelere sığdırabilmemiz mümkün değil. Unutmamız ise, hiç mümkün değil. KALEM VAKFI OKULLARI’nın her önemli etkinliğinde mutlaka bulunmaya, devlet işleri sebebiyle bulunamayacak olduğunda mesajla, telgrafla daima aramızda olmaya, 1981 yılından bu yana gönül dünyasını paylaştığı, arkadaşı olduğu kadim dostu OSMAN SEZGİN Hoca’ya ve bizlere destek vermeye özen gösterirdi.

Nitekim; bundan bir önceki yıl, yani geçen sene, 10 Eylül 2018 Pazartesi günü yaptığımız geleneksel 19. Oryantasyon Açılış Töreni davetimize, yoğun meşguliyetlerine rağmen, her zamanki nezaketi ile icabet etmiş, Ankara’dan kalkıp gelmiş ve Osman SEZGİN Hoca’nın bir selâmlama konuşması yapma teklifini o bilinen tevazuu ile geri çevirmeyip, kısacık ama veciz konuşmasında, KALEM VAKFI Ailesine, protokol erbabına, hocalara, öğrencilere, velilere ve öğretmenlere, şöyle seslenmişti:

"Her ne kadar, benim için, resmî ve temsilî bir takdim yapılmışsa da, benim bu törene iştirakim, tamamıyla DOST kontenjanındandır; resmî bir kontenjandan değildir."

"Ben yine böyle bir Eylül günü, bundan tam elli sene önce 1968'de, Karadenizli bir babanın oğlu olarak İstanbul'a, okumak için, leyl-i meccanî olarak geldim. Dolayısıyla, bu eğitim dönemi açılışlarını sevinçle karşılıyorum."

Bir veciz ifadeye göre; “Âlimler yeryüzünün kandilleridir.” Bir başka ifadede de; “Âlimin ölümü, âlemin ölümü gibidir.” denilmektedir.

O, on parmağında on, hatta daha fazla marifet olan bir “hezarfen”di. İlim adamıydı, kültür adamıydı, san’at adamıydı, devlet adamıydı, tarihçi idi, gazeteci idi, akademisyendi, yazardı, televizyon programcısıydı, müzeciydi, çevreciydi, iyi bir okurdu ve iyi bir yazardı. Çok iyi bir hatipti. Konuşmalarına ve sohbetlerine doyum olmazdı. Nitekim, geçen yılki Oryantasyon Açılış Törenimiz sonrasında, KALEM VAKFI Genel Müdürlük binasında, diğer akademisyen misafir hocalarımızla birlikte bizlere yaptığı sohbet, konuşmalar, tavsiyeleri unutulacak gibi değildi.

Hocamız son yıllarında marifetlerine, bir de seyyahlığı eklemişti. Vatan millet sevdası ile, ülkemizin özellikle doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerini karış karış geziyor, Türk kültürü ile ilgili hiç duymadığımız bilgileri, anında bizlerle sosyal medyadan paylaşıyordu. Bakan Yardımcısı olduğu halde, neredeyse Ankara’da hiç bulunmuyordu.

O, gökteki bir yıldız gibiydi. İlim, irfan, kültür dünyamızdan bir yıldız daha kaydı. Ama izi hiçbir zaman silinmeyecek. Bizim onu unutmamız mümkün olamaz. Yeri doldurulur mu, bilemiyoruz. Ama biz onu her zaman hayırla yâd edeceğiz. Rûhu şâd olsun. Çıkmış olduğu bu yolculukta, Allah yâr ve yardımcısı olsun. Mekânı cennet olsun. Efendimize (sav) komşu olsun. Yüce Mevlâ, geride bıraktığı kederdîde ailesine, yakınlarına, sevdiklerine ve sevenlerine, dost ve arkadaşlarına, öğrencilerine ve meslektaşlarına sabr-ı cemîl ihsan eylesin. Amin.

WhatsApp Image 2019-08-19 at 21.50.30_464x324.jpg

WhatsApp Image 2019-08-19 at 21.54.33_464x324.jpg

WhatsApp Image 2019-08-19 at 21.54.34_464x324.jpg